3 Eylül 2013 Salı

HÜZÜN KENTİM (ANKARA)

























HÜZÜN KENTİM (ANKARA)

hüznün dem vurduğu,
sarı yaprakların yüreğime düştüğü,
benim mevsimim,
geçiş mevsimi dense de adına,
başlı başına bir güzelliktir oysa


Ne güzel yakışırdı Ankara'ya sonbahar,
yapraklar uçuşurken,
sarsak adımlarla Tunalı'da yürümek,
Mogan'da sararmış yapraklar eşliğinde,
göle karşı demli bir çayı yudumlamak,
Elmadağ'ın ayazında 
bir şişe şarabı devirmek,
Ne güzel yakışırdı Ankara'ma sonbahar


Ankara Benim hüzün kentimdi,
öyle çok yakışırdı ki sonbahar,
hüznü bile başka bir güzellikti,
düşen sarı yapraklar,
romantizmi ve melankolikliği ile
bana en güzel aşkı yaşatırdı,



Bir mevsimdir ki,
diğer üçünden apayrı,
eskiler ölüm mevsimi dese de adına
son sıcağı tenimde,
soğuğu ruhumda hissettiren,
gökyüzünde yıldız varken 
canıma göğün gözyaşlarını serpen,

Hüznün en güzel mevsimidir sonbahar,
şairler bu mevsimde 
daha bir dokunaklı yazar,
kaleme damla damla düşer
yüreklerdeki hüzün,


Ölüm mevsimi dense de adına,
ben sonbaharda yaşarım aşklarımı
sonbaharda yenilenir, kendimi bulurum, 
hüzünlü bir dizenin içinde
ve ya düşen bir yaprağın gölgesinde,



ayrılık mevsimi denmesine inat 
ben hep sonbaharda aşık olurum...
mevsimlerin en özeli, 
benim ömrümün her zamanı 
olsun bir sonbahar zamanı...


Melike Melis / Kalinihta Girit 

1 Eylül / 2013



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder